Şemsiyenin İcadı- Dışarıya çıktınız ve bir süre sonra yağmur yağmaya başladı. O da ne? Yağmur bulutları… Sağanak şeklinde yağmaya başlayan yağmura yakalandınız. Hay aksi, şemsiyeniz yanınızda yok! Peki, “Şemsiyeyi kim, ne zaman icat etti acaba?” diye düşündünüz mü?

Biraz hava almak için evden çıktınız. Bir süre yürüdükten sonra başınızı gökyüzüne doğru kaldırdınız. O da ne? Yağmur bulutları…Yüzünüzü ekşittiniz. Derken… Başınızın üzerine bir yağmur damlası düştü. Sonra bir diğeri, ardından diğerleri… Sağanak şeklinde yağmaya başlayan yağmura yakalandınız. Hay aksi, şemsiyeniz yok! Hemen eve doğru koşmaya başladınız, biraz da ıslandınız. “Keşke şemsiyemi yanıma alsaydım” deyip pişman oldunuz. Saçınızı kurularken “Şemsiyeyi kim, ne zaman icat etti acaba?” diye düşündünüz. Gelin, şimdi merakınızı giderelim ve şemsiyenin tarihiyle ilgili detayları öğrenelim.

Şemsiyenin Tarihi – Şemsiyenin İcadı

Ancak arkeologlar ve tarihçiler basit şemsiyelerin Eski Mısır’da icat edildiğini düşünmektedirler.

Bugün herkesin sahip olduğu ve çoğunlukla yağmurdan korunmak için kullanılan şemsiyeler ; eskiden seçkin devlet ve din adamları tarafından güneşten korunmak amacıyla kullanılmaktaydı.

Bir çubuğa bağlı palmiye yaprağı ve papirüslerden yapılan bu şemsiyeler hizmetliler tarafından tutulurdu. Ve yöneticiler için bir otorite sembolü olarak görülürdü.

Eski Mısır, Asur ve Çin gibi eski medeniyetlerden günümüze ulaşan ; antik sanat eserlerinde şemsiyelere rastlamak mümkün.

Ahşap oyma üzerinde, MÖ 705-681 yılları arasında hükümdarlık yapan Asur Kralı Sennacherib’in ; ordusuna liderlik ederken bir tür şemsiye kullandığı görülmektedir.

Şemsiye Kelimesi Nereden Türedi? – Şemsiyenin İcadı

Türkçeye Arapçadan geçen şemsiye kelimesi “güneş” anlamına gelen şems’ten türetilmiştir ve “güneşlik” anlamını taşır.

Ayrıca Fransızcada parasol olarak adlandırılan eski şemsiyelerdeki sol kelimesi “güneş” anlamına gelirken ; para kelimesi ise “kesen” anlamında kullanılmaktadır.

Bununla birlikte uzun yıllar boyunca bir grup insan tarafından kullanılan şemsiyeler ; 1500’lü yıllarda Avrupa’da piyasaya sürülüp kısa sürede kadınlar arasında moda hâline geldi. Dolayısıyla 1700’lü yıllara kadar kadınlar şemsiyeyi bir aksesuar aracı olarak gördü. Ve yüzlerini güneşten korumak için küçük, zarif ve renkli şemsiyeler kullandılar.

Hatta Paris’te son şemsiye modellerinin sergilendiği moda gösterileri bile yapılmaktaydı.

İngiliz gezgin ve yazar Jonas Hanway, 1750’lerde, kadınlara ait bir aksesuar olarak görülen şemsiyeyle ; Londra sokaklarında dolaşmaya başladı.

İnsanlar tarafından başlangıçta alaya alınan ama bu düşüncesinden vazgeçmeyen Hanway ; şemsiyenin erkekler arasında da popüler olmasını sağladı. Öyle ki bir dönem şemsiyelerden “Hanway” olarak söz edilmekteydi.

Şemsiyeyi yağmurdan korunmak amacıyla ilk kullananlar ise Çinliler diye bilinir.

Çinlilerin şemsiyeleri yağlı kâğıttan yapılmıştı, çatı kısmını su geçirmez bir bal mumu tabakasıyla kaplanmıştı.

Zamanla daha dayanıklı olması amacıyla çatı kısımları deriden, çıtaları ise balina kemiğinden, sapları ahşaptan yapılan şemsiyeler ürettiler. Ancak bu şemsiyeler hayli ağırdı.

Bundan sonra bu sorunu çözmek isteyen İngiliz Samuel Fox 1852 yılında çelik iskelete sahip ; diğerlerine göre çok daha hafif ve kullanışlı bir şemsiye icat etti.

Günümüzde Geliştirilen Şemsiye Türleri – Şemsiyenin İcadı

1928 yılında ise Alman Hans Haupt, Fox’un tasarımını geliştirip katlanabilen ve çantada taşınabilen ; ilk portatif şemsiyeyi tasarladı.

Günümüzde kullanılan farklı renk ve tasarımlara sahip şemsiyelerin çoğunun çatı kısmı su geçirmez naylondan yapılıyor. Teflon kaplamalı alüminyum ya da cam elyafından üretilen iskelet, sap ve tutma kısımları ise ; şemsiyeyi çok daha hafif hâle getiriyor.

Pusula Nedir? Merak edenler için yazımızı okumalarını tavsiye ederiz. Tıklayınız.

Ünlü futbolcu PELE’ nin hayat hikayesi için tıklayınız.